Aşağıdaki koşullar tüm sureler içindir.
Algoritmaya kelimelerin ruhsat verilen diğer Arapça lehçelerdeki okunuş, farklı yazım tartışmaları ve karşılıkları girildiğinde, bir kısmı hadis kitaplarında yer olan olayların iç yüzünü aydınlatan hakikatler ortaya çıkacaktır. Burada koşulları sağlayan ve her biri farklı bir noktayı detaylandıran metinlerden yalnızca bir tanesine yer verilmektedir.
“Algoritmanın sayısal koşullarını sağlayan gramere uygun mana ifade eden bir cümle çıkması ihtimali olasılık teorisi açısından gerçekten “mutlak sıfıra“ yakın ise ortaya çıkan sonuç aleyhine getirilen hiçbir alternatif argümanın kıymeti kalmaz.”
“Algoritmanın sayısal koşullarını sağlayan metinler aynı kaynaktan sızan su gibidir, kaynağa ulaştırır. (Mutaffifin 9.80)”
- 🏆(Bakara-41)Besmele Dahil Her Ayet Grubu Harf Sayısı: 80 harf ✅
- 🏆Her harfin Alfabe sırası kelime arası boşluklar için 19 konarak bulunan sayı 19 un katıdır✅
- 🏆Her harfin Ebced değeri kelime arası boşluklar için 19 konarak bulunan sayı 19 un katıdır✅
- 🏆 Mukatta Harflerinin Ebced Toplamı 19 un katıdır✅
- 🏆 (Hicr 87-88): “Seb’ul-Mesânî” (Yedi Çift) 14 harf çıkarıldığında kalan harflerin yan yana alfabe sırası ile oluşan sayı 7 nin katıdır✅
- 🏆(Hicr 87-88): “Seb’ul-Mesânî” (Yedi Çift) 14 harf çıkarıldığında kalan harflerin yan yana ebced değeri ile oluşan sayı 7’nin katıdır ✅
Detay için bakınız: https://illiyyun.com/rakamlandirilmis-kitap/
Bu metin LİNKTEKİ 6 algoritmik şarttı sağlayan rakamsal metnin karşılığıdır.
Mutaffifîn (1, 2, 3) 1. 80
بسم الله الرحمن الرحيم ول لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ الذن وذَا اكْتَالُوا عَلَى امناس يستأفون فذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يخسرن
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Velün lil mutaffifînel-lezine vezâktâlû alel-mnâsi yeste’fûne fezâ kâlûhüm ev vezenûhüm yuhsirun.”
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; “Ölçüde/sayımda hile yapan o sahtekarların vay haline! O kimseler ki, insanlardan bir şey ölçüp/sayıp aldıklarında fazlasıyla/tam olarak talep ederler. Helallik alırlar, affa sığınırlar. Kendileri onlara ölçtükleri veya tarttıkları zaman ise onların aleyhine değerlendirirler, eksik sayıp eksik verirler.” (Himyer Lehçesi, Kadim Rasm, İbdal)
Mutaffifîn (4, 5, 6) 2. 80
بسم الله الرحمن الرحيم إِلَىٰ يَظُنُّ أُولَاكَ اَنَّ اياهن اَلَمَبْعُوثُونَ لِيَوْمٍ عَوْم اليام اليكون لِلأُنَاسِ لِرَبِّي عَالَمِينْ
“Bismillâhirrahmânirrahîm. İlâ yezunnu ûlâke enne-yyâhunü-l-meb’ûsûne li-yevmin ‘avmin. El-yâmu-l-yekûnu li-l-ünâsi li-rabbî ‘âlemîn.
Rahman ve Rahim olan Allah adıyla; “ (Kendilerini değil de) kadınları kıyamet alameti, fitnesi sayanlar; akıp giden günde -ki insanların alemlerin Rabbine toplanma günüdür- onlardan kadın mebuslar (vekil, elçi, resul, diriltilecek olanlar) olmayacak mı sanırlar?” (7 Lehçe (Yedi Ahruf), Teltale Şivesi)
Mutaffifîn (7, 8, 9, 10) 3. 80
بسم الله الرحمن الرحيم كَلَّٓا عَنْ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِيِّين وَمَٓا أَدْرَكْ مَا سِيِّين مْكُتِبْ مَرْقُومٌۜ وَيْحٌ يَوْمَائِذٍ لِلْمُكَذِّبَاتِ
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Kellâ ‘an kitâbe-lfuccâri lefî siyyîn vemâ edrak mâ siyyîn m(n)-kütibün markûmün. Veyhün yevmâizin lil-mükezzibâtün.”
Rahman ve Rahim olan Allah adıyla; “Hayır..! Siyyine (acıyla) yazılacak fucur ehlinden (hak yoldan sapmış, adaletsizlik yapan, zalimlerden) –yeniden dirilecek– asla olmaz..! Ve onlar Markum (Nebâtü’l-,Tayru’l-Vahşü’l-, Himaru’l-, Hayyetu’l-, Haceru’l-, Turâbu’l-Merkûm; hayvan ve bitki gibi dişil çoğullar) olarak yazılanlar, “Siyyin(eş değer karşılık) nedir?” idrak da edemez! Ve o gün onları, kadınların hakkını yalanlayanların vay haline..!
Mutaffifîn (11, 12, 13) 4. 80
بسم الله الرحمن الرحيم الذي يكذب بيومي الدين وما يكذبات بهي الا كل معتدي اثيم اذ تتلا عليهم اياتنا
Bismillâhir-Rahmânir-Rahîm, ellezî yukezzibu bi-yevmeyi-d-dîn vemâ yukazzibâti bihî, elâ kulli mu‘tedî esîm iz tutlâ aleyhim âyâtunâ.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; “Din (Devri Daim) Gününü yalanlayan kimse, onunla-Siyyin’i /Dişil Çoğulları (Markum’u)– da yalanlamıştır. Dikkat edin! Haddi aşan, günaha batmış her bir kişiye ne zaman ayetlerimiz okundu; ”
Mutaffifîn (13, 14, 15) 5. 80
بسم الله الرحمن الرحيم قيل اساطيري الاوليني كلا بلي رين الا قلبهم ما كنوا يكسبون كلا انهم عني ربهم
Bismillâhir-Rahmânir-Rahîm. Kîle asâtîrî el-evvelînî, kellâ belî rêne illâ kalbihim mâ kanû yeksibûn. Kellâ innehum ʿanî rabbihim…
Rahman ve Rahim olan Allah adıyla; Ya “Evvelin masalları!” ya da “Evvelin üzerine set çekmektir!” denildi, denilir. Hayır..! Asla. İşledikleri günah ve yalanlarından dolayı yalnızca kalpleri paslanmıştır! Asla! Şüphesiz onlar (ayetler) bizzat Rabbindendir!…”
Mutaffifîn (15, 16, 17) 6. 80
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ يَوْمَائِذٍ لَا حِجَابٌ ثُمَّتَ اننهم لَسالُوا الْجَحِيمِهْ ثُمَّتَ يُقَالُ هٰذَا الَّذِي كُنْتُمُو بهي تُكَذِّبُونَۜ
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Yevmeizin lâ hicâbun Śumme(t) innehum lesâlû-lcahîm(h) Śumme(t) yukâlu hâżâ-lleżî kuntum (ve) bihi tukeżżibûn(e)“
Rahman ve Rahim olan Allah adıyla; “O gün örtü/hicap kalkar, kalkmıştır! Sonra, (Sekt Hesi (
هْ) ile sesleri) yankılanan o derin iç çekiş ve hıçkırık içinde orada, ‘Ateşi/Cehennemi’ sorarlar, sordular. Sonra orada onlara: ‘İşte cehennem budur; birlikte olduğunuz/olacağınız ama yalanlayıp durduğunuz şeydir, Siyyîn’dir!‘ denilir, denildi.”
Mutaffifîn (18, 19, 20, 21) 7. 80
بسم الله الرحمن الرحيم كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَة أَمَا أَبْرَارْ لفّ عِلِّيّ۪ينَۜ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا آلِيُّونَ كِتَابٌ مَرْقُمٌ يَشْهَدُهُ اممُقربون
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Kellâ inne kitâbete emâ ebrâr leff(i) illiyyîn(e). Ve mâ edrâke mâ âliyyûn(e) kitâbun merkumun yeşhedühu-mmuqarrabûn(e).”
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla; “Hayır! Asla! İyi bilin ki iyilerin kitabı, yazgısı İlliyyun (Hayal gücü) ile sınırlıdır, (Cennet sizin hayalinize göre şekillenir.) Ve illiyyun olarak ne idrak/arzu edildi Markum olarak yazılır. Ona yalnızca yaklaştırılmış olanlar şahit olur ! Yaklaşılmış olanlar (tanıdıklarınız /cehennemde kalanlar) ona görünürler, o da onları seyreder.
Mutaffifîn (22, 23, 24, 25) 8. 80
بسم الله الرحمن الرحيم اِنَّ لَبْرار لفّ نيم علا الْاَرَٓائِكِ ينضرون تَعْرِفُ ف۪ي وجودهم نَضْرَةَ امنعيم يسقون مذ رَح۪يقٍ
“Bismillâhirrahmânirrahîm. İnne ebrâra leffi naîmin alâ-l-erâiki yenzerûne tayrifü fî vucûdihim nadzrate am-na‘îm(i) yuskavne miz rahîkın.”
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; “Şüphesiz ki (araf ehli dahil ebrar) özgür olan iyi kimseler nimetlere bürünüp güven içinde bulundukları divan (el-arak/el-araf) üzerinden izlerler. Vücutların içinde yer alanları (yeryüzünde, cehennemde kalanların yeni yüzlerini), parıltıyla süzülüp vücut buldukları nezaretlerindeki nimetleri saf özünden içerken tanıdıkları gibi tanırlar.”
Mutaffifîn (25, 26, 27) 9. 80
بسم الله الرحمن الرحيم الْمَخْتُومٍۙ من ما يختم الْمزق ف۪ي ذَالِكُمْ فَلْيَتَنَافَسِ المتنفسون وَمِزَاجُهُنَّ مذ تَصْمِيم مِسْكٌۜ
Bismillâhir-Rahmânir-Rahîm El-mahtûmin, men mâ yahtimul-mesk; fî zâlikum fel-yetenâfesi’l-müteneffisûn, ve mizâcuhun miz tasmîmin miskun.
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla; “ Mühürlenmiştir, örtünmüştür her kim Mesk(i) kapatır. Böylece (sağlık/özgürlük) içinde nefes alanlar yarışırlar. Ve onların mizacı/oranı tasarlandığı/yaratıldığı andan itibaren Misk’tir. (Mis gibi kusursuz güzelik, setr-i avret )”
(NOT: Kadim Araplar avret yerlerini örtmek (setr-i avret) için yumuşatılmış hayvan derilerini (mesk) bellerine sararlardı.)
Mutaffifîn (28, 29) 10. 80
بسم الله الرحمن الرحيم عَيْنَاهَا يَشْرَبُ مِنْهَنَّ ام مقربون عَنْ اَلَّذ۪ينَ الاجرام قَالُوا مِنْ اَللَّذِينَ اٰمَنُوا مَا يَضْحَكْنَ
Bismillâhirrahmânirrahîm. Aynâhâ yeşrabu minhun em-mukrabûne an-ellezîne-l-icrâmu kâlû men-ellezîne âmenû mâ yadhadn.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; Gözleri süzülen/yaşaranlar, onların en güzellerinden seçilmiş olanlardır. Şüphesiz cürüm işleyenler; “Güvenilir olanı adet görmeyenidir! Kim güvenir adet görenlere? Zamanla anlar, açılır ağlamaz! Kim iman etti onun yüzü gülmez! Gülenin imanı olmaz! Açılıp saçılanlara kim inanır? Açanlardan kim varmış iman eden? Açılıp saçılanlar hep okumuş bilmişlerden! ” ya da “Tedbirini alana ilişki sorun olmaz! İnananlardan yapmayan var mı ki? ” dediler, derler.
Mutaffifîn (30, 31, 32) 11. 80
بسم الله الرحمن الرحيم وَإِذْ أَرَادُوا بِهِنَّ لٰٓيَتَغَامَزُ عَنْهُنَّ فذَا انْقَلَبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِنّ انْقَلَبُٓوا فَكِه۪ينَۘ فَإِذْ رَاَوْهُمْ
Bismillâhirrahmânirrahîm. Ve iz erâdû bihinne lyeteğâmezu anhunne fe zâ-nkalabû ilâ ehlihinne-nkalabû fâkihîne fe iz raevhum.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; “Ve onları arzulayan, onlardan murad almak isteyen o ahlaksız suçlular onları taciz ederler! Onların adını çıkarıp kötülerler! Ucuzlatıp, değersizleştirirler. Onları değersiz kıldıktan sonra ailelerine, sahiplerine gidip onları satın alırlar.
Ne zaman alıp kullandıkları şeylerden arzuları geçti; onların bakire, sadık, temiz olmadığını iddia ederek ailelerine, sahiplerine geri iade ederler. Onları, suçlayıp iyice bitirmek ve fücura mahkum etmek için fıkıhçılara götürürler. Ve onları gördüklerinde;”
Mutaffifîn (32, 33, 34) 12. 80
بسم الله الرحمن الرحيم فَيُقَالُ عَنَّهُمْ هٰٓؤُ۬لَٓا لَلَضَالُّونَ وَمَٓا مَٓا رُسِلُوا عَلَيْهِمْ الحوافظ فَالْيَوْمَ اَلَّذ۪ينَ لَيُؤْمِنُنَّهُنَّ
Bismillâhirrahmânirrahîm. Feyukâlu annehum hâulâi le-ledâllûne vemâ mâ rusilû aleyhim el-havâfızu fel-yevmel-lezîne le-yu’minunnehun.”
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla/adına; ‘Şüphesiz bunlar kesinlikle sapıtmışlar. Bunları içeri atan muhafız da yok! Bunları kimse sahiplenmez! Bunlar hafızlar ile iletilmiş olanlar değil! Kızlık zarı (havafız) olmadan doğan olmaz! (Zaten ben almadan evvel de adı çıkmıştı, demek doğruymuş! Ya bunu iddia eden (/aile bireyleri) sapıklık yapmıştır, ya da kız aldatmıştır…)’ dediler, derler.
Ama işte o gün, (kanıt arayanlar, bilim insanı olan) o ehil kimseler yukarıda anlatılanları ve kadınları doğrulayıp onları emin kıldıklarında;
Mutaffifîn (34, 35, 36) 13. 80
بسم الله الرحمن الرحيم مذ الَكِفَّاتٍ لْيُضْحَكُوهُنَّ علا الاراك يَنْظُرُونَهُنَّ هَلْ لَثَوَّبَهُنَّ لْالَ كِفَّاتٍ مِنَ كَانُوا يَفْعَلُونَ
“Bismillâhir-rahmânir-rahîm. Miz-el-kiffâti li-yudhakûhünne ‘alel-erâki yenzurûnehünne. Hel le-sevvebehünnel-âlü kiffâtin min kânû yef‘alûn.”
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla; Kim bakire ama açık doğmuş, kim örtülü ama bakire değil, kimler asıl kâfir (bakir kalmış, üstü örtülmüş gerçekler, aldatanlar vb) açıkça ortaya çıkar.
O gün kâfirler yırtılmış, kılıf geçirilmiş döşekler, koltuklar, umumi banklar üzerinde veya perdeler/ekranlar üzerinde kâfirlerden açıkça ortaya çıkanları, soyunanları seyrettiler, seyrederler!
Andolsun onlara / kadınlara azap olan yapageldikleri kâfirlik şudur; Onları bohçalayıp altlarına üstlerine kılıf serdikleri terazi kefesinde tartarak satın alırlar ama geri verirken onları altlarından üstlerinden kılıfı çıkararak çırılçıplak tartıp ortada bırakırlar!
NOT: Tekrar insan olarak diriltilmeyecek olan zalimlerin ne şekilde dirileceğini sanki Neşet ERTAŞ’ın aşağıdaki sözleri açıklıyor.
Bir anadan dünyaya gelen yolcu,
Görünce dünyaya gönül verdin mi?
Kimi böğü kimi böcek kimi gurt,
Bunlar neden nedenini sordun mu?
İnsan ölür ama ruhu ölmez,
Bunca mahlukat var hiçbiri gülmez.
Cehennem azabı zordur çekilmez,
Azap çeken hayvanları gördün mü?
İnsandan doğanlar insan olurlar,
Hayvandan doğanlar hayvan olurlar.
Hepsi de bu dünyaya gelirler,
Ana haktır sen bu sırra erdin mi?
Vade tekmil olup ömür dolmadan,
Emanetçi emanetin almadan,
Ömrünün bağının gülü solmadan,
Varıp bir canana ikrar verdin mi?
Garip bülbül gibi feryat ederiz,
Cehalet elinde küskün kederiz,
Hep yolcuyuz böyle gelir gideriz,
Dünya senin vatanın mı yurdun mu?
Genel Analiz
Sure boyunca geçen harflerin sayısı aşağıda gösterilmiştir.
| ا 179 | ب 40 | ت 25 | ث 5 | ج 6 | ح 33 | خ 3 | د 7 | ذ 23 | ر 54 | ز 4 | س 27 | ش 2 | ص 1 |
| ض 5 | ط 2 | ظ 3 | ع 19 | غ 1 | ف 23 | ق 14 | ك 32 | ل 137 | م 112 | ن 88 | ه 47 | و 57 | ي 91 |
Yan yana yazıldıkları zaman ortaya çıkan;
179402556333723544272152319123143213711288475791 sayısı >>7’nin katıdır. Tersten yazıldığında da!